Kendisi Türkiye'ye bağlama almak için gelmiş ilk olarak. Bağlama ne iş diye soracak olursanız, kendisi kütüphanede Türk ezgileri, Balkan türküleriyle karşılaştıktan sonra bu ezgilere gönül vermiş, bağlama da oradan geliyor işte. Sonra da farklı gruplarla çalışmalar, kendini geliştirmeler derken Türkiye'de 2010'da İstanbul'un kültür başkenti olması etkinliklerine katılacak seviyeye gelmiş.
Şarkılarını dinlerken "saf" türkü dinlemenin ayrıcalığı ile karşı karşıyasınız öncelikle. Türkülerde gezinirken zihninizde eski İstanbul sık sık canlanan sahneler arasında yer alıyor.
İstiklal'de gezinirken kulaklığı takın ve dinleyin, daha iyi anlarsınız sanırım. Evet ben gezerken Brenna dinliyorum, daha başka dinlediklerim de var ama. Sanırım onlar için ayrı bir yazı hazırlamak, listesini oluşturmak gerekecek.Bu türkücü bacıyı dinlemek Türk'ün onulmaz ödevlerindendir demiş İsmet İnönü. Belki dememiştir ama dinleseydi derdi belki? Brenna'yı yaşasaydı Cem Karaca da severdi bence. Arif Mardin elinden tutardı belki yaşasaydı? Sanırım bu güzelliği dinleyebildiğimiz için şanslıyız. Bizi bize anlatan başkalarını çok severiz. Onlar da bizden olurlar zamanla. Sanırım Brenna da olmuş. Çünkü kendisinin şarkılarında Türkiye'deki şarkıcıların kullandığı Türkçe'den çok daha akıcı, net bir Türkçe'yi duyuyoruz. Bunun için de teşekkür ediyoruz kendisine
Kulak Misafiri adlı albümünü de dinlemeniz tavsiye edilir tarafımdan. Sonra da Selim Sesler ile kaydettikleri Karşılama albümünü dinleyin, Bir Ah Çektim şarkısı ile duygulanın.
Kendisinin verdiği bir röportaj için buyurun.
http://www.canadaturk.ca/haber_detay.asp?haberID=672