21 Kasım 2009 Cumartesi

Türkücü Bacı Brenna Mac Crimmon

Evrenselmüzik'in blogunda albümlere bakınırken, farklı tatlar bulup oraya doğru akmak için gezinirken ruhanioyunhavaları adlı farklı kültürlerin müziklerinden toparlanan albüm dizisiyle karşılaşmıştım. Teker teker dinlerken şarkıları özenle de ayırt ediyordum; "evet bunu dinleyebilirim dursun, alakam olmaz bu şarkıyla sil gitsin" gibi acımasız tepkiler veriyordum şarkılara. O tepkiler bir şarkı için önlenemez derecede olumluydu. Klarnet ile başlıyordu şarkı, ancak vurucu seslerle geliyordu klarnet sesi. Sonra inceden bir hatun sesi... Hemen ismine baktım, kimdir bu güzel Rumeli türküsünü söyleyen ince sesli? Brenna Mac Crimmon ismiyle karşılaşınca hafiften bir şaşırmaca, ardından ya anası ya babası Türk'tür düşüncesi geçti aklımdan. Sonra arayıp da bulunca kim olduğunu, aslında türkülerle bizden alakalı, müzik için sınır tanımayan bir Kanada'lı ile tanışmıştım.
Kendisi Türkiye'ye bağlama almak için gelmiş ilk olarak. Bağlama ne iş diye soracak olursanız, kendisi kütüphanede Türk ezgileri, Balkan türküleriyle karşılaştıktan sonra bu ezgilere gönül vermiş, bağlama da oradan geliyor işte. Sonra da farklı gruplarla çalışmalar, kendini geliştirmeler derken Türkiye'de 2010'da İstanbul'un kültür başkenti olması etkinliklerine katılacak seviyeye gelmiş.
Şarkılarını dinlerken "saf" türkü dinlemenin ayrıcalığı ile karşı karşıyasınız öncelikle. Türkülerde gezinirken zihninizde eski İstanbul sık sık canlanan sahneler arasında yer alıyor. İstiklal'de gezinirken kulaklığı takın ve dinleyin, daha iyi anlarsınız sanırım. Evet ben gezerken Brenna dinliyorum, daha başka dinlediklerim de var ama. Sanırım onlar için ayrı bir yazı hazırlamak, listesini oluşturmak gerekecek.
Bu türkücü bacıyı dinlemek Türk'ün onulmaz ödevlerindendir demiş İsmet İnönü. Belki dememiştir ama dinleseydi derdi belki? Brenna'yı yaşasaydı Cem Karaca da severdi bence. Arif Mardin elinden tutardı belki yaşasaydı? Sanırım bu güzelliği dinleyebildiğimiz için şanslıyız. Bizi bize anlatan başkalarını çok severiz. Onlar da bizden olurlar zamanla. Sanırım Brenna da olmuş. Çünkü kendisinin şarkılarında Türkiye'deki şarkıcıların kullandığı Türkçe'den çok daha akıcı, net bir Türkçe'yi duyuyoruz. Bunun için de teşekkür ediyoruz kendisine
Kulak Misafiri adlı albümünü de dinlemeniz tavsiye edilir tarafımdan. Sonra da Selim Sesler ile kaydettikleri Karşılama albümünü dinleyin, Bir Ah Çektim şarkısı ile duygulanın.
Kendisinin verdiği bir röportaj için buyurun.
http://www.canadaturk.ca/haber_detay.asp?haberID=672

21 Eylül 2008 Pazar

İlk Yazı

Kahve? Uzun gecelerin sadık dostu, en soğuk kış günlerinin vazgeçilmezi, sınava girecek bünyenin dopingi, fırınlanınca tatlanan, presslenince arıtılan çikolata yandaşı güzellik. Çok güzeldir; güzel kokar, güzel tadımlıdır, güzel içilir, güzel yapar insanı lakin tek başına mıdır etkisi? Kahve kabı olan kupa ve fincanlar olmasa böyle şık olabilir miydi? French press'i olmasa içebilir miydik pratikçe? Müzik olmasa o kadar etkili olabilir miydi? Okunulmasa yanında en tatlı romanlar sarar mıydı insanın içini? Daha bir çok birleşeni olan kahve, kesinlikle tek başına kahraman olamaz.
Her güzel kahvenin arkasında zevkli bir insan vardır.
Neymiş müzik zevkimiz, neler okurmuşuz kahvenin yanında, ne seyreder, ne yermişiz?
Şimdilik bunlardan bahsedilecek sanırım bu blogda. Her an değişebilir, kahvemle nereye gittim, kahvemi içerken ne giydim diyerek de alakasızlaşılabilir.
Artık kahveler sıcak, soğumadan mideye indirilecek.
Kahvenin sıcak kalsın efenim.